Güven Gürbüz Yazdı : " ZİYAN'DA FAYDADANDIR.."
- Ayrıntılar
- Salı, 28 Haziran 2022 11:38 tarihinde yayınlandı.
- Sebinmedya tarafından yazıldı.

GÜVEN GÜRBÜZ'ÜN KALEMİNDEN:
" ZİYAN'DA FAYDADANDIR.."
"Şebinkarahisar'ın vilayetliğinin elinden alınışının üzerinden geçen ve bir asıra dayanan yılların hazin hikayeleri köşe yazılarının içerisinde, haberlerde, karikatürlerde, sohbetlerde, aklımıza gelmeyecek yerlerde, takılı kaldı. Unutuldu, üzerine su içildi.
Ne siyasiler gördü, Ne bir çoklarımız bildi, neler oldu, neler bitti, kimler sırtını döndü, kimler unutturdu, kimler susturuldu, kimler görmezcilikten gelindi, kimler ötelendi vs.vs..Hep birer soru işaretleri olarak memleketin tavanında asılı kaldı.
Uğraşanlar, çabalayanlar, koşanlar, koşturanlar olmadımı..? Oldu elbet. Hak hukuk mücadelesinde sahada gezenler, sus duymasın, bilmesinler diyenler. Olursa iyiydi, olmazsa böyleydi. Şu engelledi, bu gelmedi. Şu horladı, bu bozdu.
Tek cesur adımı Ecevitler attıysada, siyasiler yine engebeli arazideydiler. Oylamaya gelmediler, sırtını döndüler, sonunda onlarda maziye karıştılar.
Emek olmadan yemek olmuyor desekte, emeğe emek demeyene ne demek gerek, diye de sormak gerek.
Günümüze kadar verilen önergeler, tarihin arşivlerine gömüldüler. Vilayetlik dosyaları, dosyaları, dosyaları, yeni dosyaları, daha yeni dosyaları, en son dünkü dosyaları. Hangi siyasi liderleri bulmadılar acaba..?
Dernekler, Vakıflar, her biri bir kapıyı çalmadık bırakmadılar. Gönül alma ziyaretleri, taziye ziyaretleri, bayram ziyaretleri, etkinlikler, şenlikler, festivaller, hoş beş ziyaretler, ne içindi acaba? Gören gözler, duyan kulaklar, yürüyen ayaklar, tutan eller, ne içindiler acaba..?
Velhasılı uzun lafın kısası, bizim memleketin vilayetlik hikayesi deyince aklıma Şebinkarahisarın kalesi ile ilgili anlatılan bir söylence de sarnıçlara yer verilmiş olduğu aklıma geldi. Bu söylenceye göre;
“Kale üstünde ‘Sağrak Göl’ denilen bir göl varmış. Bir de güzel mi güzel bir kız yaşarmış yakınlarda. Elinde bakraç ile hep göle su almaya gidermiş. Bir gün tam su alırken düşmüş mü içine. Herkes ah zavallı vah zavallı diye ah edip dururken kız Çatalgöl’den çıkmış”. Bu söylencenin halk arasındaki versiyonunda, tekfurun çok güzel olan kızının bu göle/sarnıca düştüğü, suların kızın bu güzelliğine kıyamadığı ifade ediliyor.
Sağrak göle düşüp Çatalgöl'den çıkmak. İşin sırrı burada yatıyor olsa gerek. Bizlerde vilayetliğin hayaliyle nereden düşüp, nereden çıkacağımızı bilemiyoruz. Belki de fazlaca çok iyi biliyoruz. Vilayetliğimiz iade edilsin diye bacadan düşüp, odadan, salondan girip dış kapıdan dışarı çıkarılsakta daha çok yazıp çizeceğe benziyoruz.
Ancak son yıllarda STK lar başta olmak üzere Vilayetliğin iadesi hususunun unutturulduğu gerçeği su yüzünde duruyordu. Yakın zamanlarda her cenabın hatrı sayılır, etkin ve yetkin siyasilerine yine vilayetlik dosyalarının takdim edilişi bir mum ışığı gibi durduğu düşünülsede, seçimlere yakın zamanda manidar olduğu gerçeğini de çağrıştırmaz değil.
Bu süreçler seçime yakın zamanlarda ivme kazandığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerek. Atılacak her adım, vilayetliğin iadesi adına döşenen bir kaldırım taşı gibi olduğu unutulmamalı. Bu yollar bizi nereye çıkarır bilemeyiz. Yine unutulmamalı ki bu yollarda yürürken burnunun dikine değil, halkın sesine kulak vermekte gerek. Halkın arzu ve istekleri oy endişesindeki siyasileri düşündürmeye yetecektir. Kanmaca, kandırmaca bunlar diyerek sırt üstü yatmak yerine, ayağa kalkıp koşar adımlarla uğraş vermek fayda sağlayacaktır. Bu yönde çabaların, seçim faktörünü de göz önüne alarak, daha çok ivme kazanacağını ümit ediyoruz.
Elbetteki her zaman olduğu gibi çaba yine çaba, gayret her zaman gayrettir.
Bazen yarar elde ettiğimizi düşündüğümüz gerçeklerden ziyan ettiğimiz gibi gözükürse de, hoca Nasrettin'in fıkrasını anlatır güler geçeriz.
Ne demiş Nasrettin hoca..?
" Yeter ki Dostlar Alışverişte Görsün "
Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu
bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar.
Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve; “Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?”deyince Hoca;
“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der
Sevgili okuyucular. 'Ne şiş yansın, ne kebap' derler ya. İster istemez her işimizin nereye döndüğü belli.
Affınıza sığınarak, yazıma nokta koyuyorum.
Çaba ve gayretlerimiz bol olsun.
Sevgiyle kalın.
Güven Gürbüz
25 haziran 2022
Şebinkarahisar / Ankara "
