|
ANNEME SON VEDA VE ELİF
Elif’i ilk gördüğüm ve tanıdığım tarih üç Haziran 2010. Onu son gördüğüm tarih ise İstanbul Medikal Park Fatih Hastanesi yoğun bakımında yatan anneme son kez hakkını helal et dediğim, onu son kez öptüğüm, saçlarını okşadığım, boncuk boncuk akan terlerini sildiğim, son kez ancak bir yudum su verebildiğim, gözyaşlarımı saklayarak ona son kez el salladığım tarih… Anneme bu dünyadan göçmeden önce son kez veda edebildiğim tarih. Altı Haziran 2010. -------------- Elif henüz üç yaşında, Ama Elif ve onun yaşadığı hayat için henüz ile başlayan o kadar çok cümle kurulabilir ki. Saymakla bitmez. Elif henüz güneşi görmemiş, çiçek koklayamamış, doya doya bir yudum su içememiş, çikolata yiyememiş, koşamamış, oynayamamış, şımaramamış… Bu cümlenin devamı size ait. Sizin yaptığınız ve yapmayı planladığınız veya çocuklarınızın o yaşlarda yaptığı aklınıza gelen her ne varsa bu cümlenin sonuna ekleyebilirsiniz. Elif işte onların hiç birini bugüne kadar yapamamış ve hala da yapamıyor. Bundan sonrada yapamayacak. Çünkü o doğuştan gelen bir kas hastalığına sahip ve ancak yoğun bakım şartlarında yaşayabiliyor. Ancak sonda ile verilebilen özel bir mama ile besleniyor. Özel bir solunum cihazı ile nefes alabiliyor. Mecbur kalınca ona dokunması gerekenler ancak steril bir eldivenle ona dokunabiliyor. Tam üç yıldır bu şartlarda yaşıyor. Ama gözleri yinede gülüyor. Yinede bir bebekle oynamaya çalışıyor. Yoğun bakım görevlileri, doktorları, hemşireleri, hasta bakıcıları, sonda ve solunum cihazı ile sınırlı, hepimizden farklı bir hayatı yaşıyor. Kalabalık nedir, sokak nedir, ev nedir bilmiyor. Televizyon nedir, çizgi film nedir bilmiyor. Annesi, eğer yoğun bakım şartları uygun olursa, onu günde en fazla yarım saat görebiliyor. Ama onu kucaklayamıyor, sarıp sarmalayamıyor, koklayamıyor, kokusunu içine çekemiyor. Bir yabancı gibi onu ancak uzaktan sevebiliyor. Elif işte bu hayatı yaşıyor. Etrafını sadece uzaktan seyrediyor. Ama yinede mutlu olmaya, gülmeye, o şartlarda bile çocukluğunu yaşamaya çalışıyor. -------------- İki Nisan 2010. Annemi kendi ellerimle ameliyat masasına koyduğum gün. Yirmi Haziran 2010, annemin vefat ettiği tarih. Yirmi iki Haziran 2010 ise annemi kendi ellerimle toprağa verdiğim tarih. İnsanın annesini ameliyat masasına koymaya karar vermesi ve daha sonra kendi elleriyle toprağa vermesi… Bana zor geliyor. Keşke bu kararı vermeseydim diyorum. Keşkeler bir türlü tükenmiyor. Doktor olmanın en kötü tarafı bu olsa gerek. Keşke doktor olmasaydım da, bu kararı vermek bana kalmasaydı diyorum. Biliyorum her şey Allahın takdiri. Ama insanın bu düşünceyi içinden söküp atabilmesi zor… İnanın bana çok zor geliyor, yazmaktan bile zor geliyor. -------------- Annem vefat etti. Ama Elif hala orada yaşıyor. Belki de üç yıl içerisinde yüzlerce insan gelip geçti Elif’in artık ev sahibi olduğu yoğun bakımdan. Bir kısmı iyileşti, bir kısmı ise onun yanında vefat etti. Elif bunların hepsine şahit oldu. Belki ne olduğunu bile anlamadan, birçoklarınızın henüz görmediği, şahit olmadığı, yaşamadığı, yaşamak bile istemediği o korkunç anları kendi dünyasında artık normal gibi görmeye başladı. Bilinmeyen ve istenilse de öğrenilemeyecek duygular yaşadı Elif. Ve halada yaşıyor. -------------- Elif, annemin vefatında da oradaydı. Ama ben orada, annemin yanında değildim. Elif’in elinde olmadan şahit olduğu o anlarda, orada olmayı o kadar çok isterdim ki! Ama olamadım. Bana güvenerek ameliyat masasına yatan annemi, son yolculuğuna yalnız gönderdim. Elif, Allah sana acil şifalar verir İnşallah. Keşke konuşabilsen ve o anları, annemle birlikte geçirdiğin yaklaşık iki ayı bana anlatabilsen. Ama mümkün değil. O anlarda yaşananları sadece sen biliyorsun ve ölene kadar da sende saklı kalacak. -------------- Değerli hemşerilerim, sevgili dostlarım, Acılar paylaşınca azalır, mutluluklar paylaşınca artar. Bu nedenle annemin rahatsızlığı sırasında bizleri yalnız bırakmayan, vefatı nedeniyle de acımızı paylaşan tüm hemşerilerime, hocalarıma, arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür ediyorum. Acımızı paylaştığınız, Bizleri böyle bir günde yalnız bırakmadığınız için…
Selam ve saygılarımla
Prof. Dr. Ersan ODACI www.sebinmedya.com Yazarı
|