|
Türkiye’nin Eğitim Yöneticisi, Eğitim Müfettişi Yetiştirme Çıkmazı ve Çıkış Yolları 1970’li yıllara kadar, milli eğitimde yükselmenin şartı “yetenek, başarı ve deneyim”di. Meslekte yükselmeyi amaç edinen öğretmenler, yeteneklerini göstermek, başarılı ve deneyimli olmak için adeta birbiriyle yarışırlardı. Eğitimde yöneticilik görevleri; en yetenekli, en başarılı, en deneyimli olan, meslektaşları arasında örnek durumda bulunan eğitimcilere veriliyordu!..
Milli Eğitim Teşkilatı, 1970’li yıllarda ve sonrasında, politik düşüncelerle bozulmuş ve verimsiz hale gelmiştir. İktidara gelen partiler, kendi politik görüşlerini milli eğitim vasıtasıyla yaygınlaştırmak için milli eğitime politikayı sokmuşlar ve meslek yerine partilere hizmet eden ve torpilli olan öğretmen ve eğitimcileri, milli eğitimdeki başarısına, kıdemine ve tecrübesine bakmadan yöneticilik görevlerine getirmişlerdir. İktidar partileri değiştikçe milli eğitimde, Talim ve Terbiye Kurulu’ndan okul müdürlüklerine kadar bütün yönetici ve eğitimciler devamlı değiştirilmiştir.
Bakanlığın bu adaletsiz tutumu, öğretmen topluluğunu yıllardan beri son derece rahatsız etmektedir. Bu adaletsizlik çekilmez duruma gelince, pek çok değerli eğitimci kuruluş çaresini emekli olmada bulmaktadır.
Siyasi amaçlı bu uygulama; milli eğitim örgütünün işleyişini bozmakta; mesleğinde başarılı hizmetleri ile yükselmek isteyen öğretmen ve yöneticileri son derece rahatsız etmekte ve milli eğitimde, gün geçtikçe verimin daha çok düşmesine sebep olmaktadır. Milli eğitimimizin bu acıklı durumu 1993’te toplanan XIV. Milli Eğitim Şürası hazırlık dokümanının 26 – 27. sayfalarında şu ifadelerle yer alıyor: (1)
“Yöneticilerin atama ve yükselmelerinin belli kurallara bağlı olmaması; adayları, politikacıların ve diğer baskı gruplarının desteğini aramaya yöneltmiş, bu uygulama çoğu zaman yetersiz kişilerin çeşitli görevlere atanmasına sebep olmuştur.”
“Atama ve yükselmelerde çeşitli baskı gruplarının ve siyasi parti mensuplarının etkinliği; yöneticilerde, güçlerini mevzuat, uzmanlık alanı ve kişiliklerinden alma yerine, kendilerine destek sağlayanlardan alma sonucunu doğurmaktadır. Bu tip yönetici, güvenirliğini, otoritesini, saygınlığını yitirmekte, sonuçta sadece yönetici değil, kurum da kaybetmektedir.”
1993’de XIV. Milli Eğitim Şurasında eğitim yönetimi ve yöneticiliğiyle ilgili olarak aşağıdaki kararlar alınmıştır.(1)
• Milli Eğitim Akademisine işlerlik kazandırılmalıdır. (s.211) • Eğitim yöneticiliğinde ihtisaslaşma esas alınmalıdır. (s.213) • Üniversiteler ve Eğitim Akademisi bu formasyonu yerine getirmelidir. (s.213) • Eğitim yöneticiliği politik etkilerden uzak bir yapı ve işleyişe kavuşturulmalıdır. (s.213)
1996’da XV Milli Eğitim Şurasında eğitim yönetimi ve yöneticiliğiyle ilgili olarak da aşağıdaki kararlar alınmıştır. (2)
•Eğitim yönetiminin bir bilim olarak algılanması, yöneticinin örgütsel amaçların gerçekleştirilmesini sağlayan bir eğitim lideri olarak kabul edilmesi, bu alanın uzmanlık gerektirdiğinin bilinmesi, eğitim yöneticiliğinin meslek haline getirilmesi gerekmektedir. (s.202) • Eğitim yöneticiliği bilfiil öğretmenlik tecrübesine dayanmalıdır. (s.202) • Eğitim yöneticisi lisansüstü eğitimle yetiştirilmeli, yönetici adayları objektif ölçülerle seçilmeli ve özlük hakları, yaptıkları iş ve eğitim düzeyine göre düzenlenmelidir. (s.202)
1993 ve 1996 yıllarındaki Milli Eğitim Şuralarında alınan bu kararlar uygulamaya konmadığı için, 2006’da toplanan XVII. Milli Eğitim Şurası ön komisyon raporunda ve konuyla ilgili bir araştırma raporunda aşağıdaki öneriler yer almaktadır.(3)
• Ülkemizde değişen iktidarlarla birlikte yaşanan değişim MEB’in var olan yönetici atama ölçütlerinin gözetilmesinde sürekliliği olumsuz yönde etkilemektedir. (Ö.K.R.s.89) • Eğitim yöneticilerinin çoğunlukla vizyon geliştirmekten ve liderlik sıfatından uzak olduğu gözlenmiştir. (Ö.K.R.s.95) • Eğitim yöneticilerinin eğitim, deneyim, görev, sorumluluk ve denetim konularında zengin donanımlı ve vizyon geliştirebilen nitelikte kişiler olması sağlanmalıdır. (Ö.K.R.s.100) • Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleriyle ilgili 3797 sayılı kanunun 55. maddesinde (1989’da) yer alan Milli Eğitim Akademisine işlerlik kazandırılmalıdır. (17. Milli Eğitim Şurası, s.292) • “Okullara deneyimli idari personelin atanmaması ve atamaların vekalet şeklinde olması da önemli bir sorundur.
Eğitim yönetimi ve yöneticiliği, bu konudaki öneri ve şura kararlarına rağmen 2007’de çıkarılan yönetici atama yönetmeliğine göre, öğretmenlikte adaylığı kalkan, maaş kesme cezasından ağır bir disiplin cezası almamış olan öğretmenler de okullara yönetici olarak atanabiliyor!..
Eğitim yöneticiliği, 1970’li yıllara kadar en yetenekli, en başarılı, en kıdemli ve deneyimli öğretmenlere verilen önemli bir görevdi. Şimdi ise, eğitim yöneticiliği, 30-40 yıldan beri, milli eğitime değil, iktidardaki siyasi partiye ve siyasetçilere hizmet edecek olanlara; sicile gereken önem verilmeden, meslekteki başarı kıdem ve deneyim dikkate alınmadan, adeta ödül olarak dağıtıldığının belgesidir, 2007 yılında çıkarılan yönetici atama yönetmeliği!..
13 Ağustos 2009 tarihli Yönetici Atama Yönetmeliğinin 7. Maddesinde “Varsa üç yıllık sicil notu ortalaması olumlu olmak.”, “Yöneticilik görevi son üç yıllık hizmet süresi içinde adli ve idari soruşturma sonucu üzerinden alınmamış olmak.” şartları yer almaktadır. Bu hükümlere göre üç yıl öncesindeki olumsuz sicilin ve yöneticilik görevinin alınmış olması engel oluşturmuyor!..
Millî Eğitim Bakanlığı 2009 İç Denetim Faaliyet Raporuna göre, 26.635 okulun 13.708’inde asil müdür görev yapıyor. 9896 okulun müdürü vekil olarak çalışıyor.(6)
Eğitim yönetimi ve yöneticiliği, bu konudaki öneriler ve şûra kararları yıllardan beri uygulanmadığı için, gelen iktidarların politik etkilerinden kurtarılamamış ve bugünkü verimsiz duruma gelmiştir.
Şimdi herkes bakanlıkta ve taşra teşkilatında işlerin yürümediğinden, milli eğitim sorunlarının çözümlenmediğinden, yönetimin ve eğitimin kalitesizliğinden, okullarda öğrencilerin iyi yetiştirilmediğinden, üniversite sınavında 30 bin öğrencinin “sıfır” aldığından ve binlerce lise birincisinin sınavı kazanamayıp üniversiteye giremediğinden şikayetçi!..
TÜRKİYE’NİN EĞİTİM MÜFETTİŞİ YETİŞTİRME ÇIKMAZI!
Eğitim müfettişi yetiştirmek için, 1927’de Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Pedagoji Bölümü açılmıştır. Meslekte deneyimli, başarılı, yönetici ve müfettiş olmaya yetenekli ilkokul öğretmenleri; genel kültür, meslek bilgisi ve mülakat sınavlarından geçirildikten sonra, Pedagoji Bölümüne alınıyorlardı.
Pedagoji Bölümüne alınacak öğretmenlerde; ilköğretim müdürü, bölge ilköğretim müfettişi ve il milli eğitim müdürlerinin “müfettiş” olur onayını alma. Disiplin cezası almamış olma. Meslekte en az üç yıl iyi veya pekiyi derecede başarılı olma. Askerliğini yapmış bulunma ve 30 yaşını geçmemiş olma şartları aranıyordu.
Pedagoji Bölümüne alınan ilkokul öğretmenleri, daha yüksek derecede meslek bilgisi, müfettişlik ve yöneticilik konularında iki yıl süreyle özel olarak yetiştirilirlerdi. Bu sistem 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. O yıllarda Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan yöneticilerin yüzde doksan beşi Pedagoji Bölümü mezunu idi.
Pedagoji Bölümü sistemi, 1983 ve sonrasında bazı eğitim fakültelerinde açılan “Eğitim Bölümü” programlarına dönüştürümlü ve daha sonra YÖK tarafından kaldırılmıştır.
1993’de toplanan XIV. Milli Eğitim Şurasında müfettişlik konusunda aşağıdaki kararlar alınmıştır; (1)
• Müfettişlerin denetleyecekleri öğretmen ve idarecilerden daha üst düzeyde eğitim görmeleri sağlanmalıdır. (s.215) • Müfettişlerin, üniversitelerde veya Milli Eğitim Akademisinde Lisansüstü eğitim görmeleri sağlanmalıdır. (s.215)
1996’da toplanan XV. Milli Eğitim şurasında müfettişlik konusunda aşağıdaki kararlar alınmıştır.(2)
• Denetim elemanları, mesleki deneyim üzerine lisansüstü düzeyinde yetiştirilmelidir. (s.203) • Denetim elemanlarının, alanlarında uzman, deneyimli, lisansüstü eğitimlerini tamamlamış olmaları, böylece teftiş ve denetim sisteminin etkinliği artırılmalıdır. (s.203)
Milli Eğitim Akademisiyle İlgili Şûra Kararları
• Milli Eğitim Akademisine işlerlik kazandırılmalıdır. (1993, XIV. Milli Eğitim Şurası, s.211) (3) • 3797 sayılı kanunun 55. maddesinde (1989’da) Milli Eğitim Akademisi’ne işlerlik kazandırılmalıdır. (2006 XVII. Milli Eğitim Şurası, s.292)
Ülkemizde Milli Savunma, Dışişleri, İçişleri (Emniyet) ve Adalet Bakanlıkları alanlarında uzman olması gereken elemanlarını, kurdukları akademilerde yetiştirmektedir.
Adalet Bakanlığı Akademisini iki yılda kurup faaliyete geçirmiştir. Emniyet Teşkilatı 1989’da Polis Akademisini kurmuş ve bu kuruş 2001’de Polis Üniversitesi haline getirmiştir.
Eğitim yöneticisi, eğitim deneticisi ve eğitim uzmanı yetiştirecek olan, inşaatı iki yılda bitmek üzere 1990’da Hasanoğlan’da temeli atılan Milli Eğitim Akademisi’nin inşaatı Milli Eğitim Şuralarının bu konudaki kararlarına rağmen, göreve gelen ON BİR Milli Eğitim Bakanı zamanında 19 yılda bitirilemedi ve Milli Eğitim Akademisi faaliyete geçirilemedi!..
1999’da yürürlüğe giren “Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği”nde müfettiş yetiştirmede hizmet öncesi hazırlık eğitimine gerek duyulmamış; gelen iktidarlara göre değişebilen bazı ölçütlere göre sınavla seçilecek müfettiş yardımcılarının, bir başmüfettiş veya müfettişin nezaretinde, çağın çok gerisinde kalan “usta-çırak”, “sınama-yanılma” yöntemleriyle eğitim denetçisi yetiştirilmektedir. Ve bu durum milli eğitimde denetim sisteminin bozulmasına, eğitimde verimsizliğe sebep olmaktadır. İşte bu durumlar da, Türkiye’de eğitim yöneticisi ve eğitim deneticisi yetiştirme çıkmazıdır!..
EĞİTİM YÖNETİCİSİ VE EĞİTİM MÜFETTİŞLERİNİN EĞİTİMİ
Hizmet Öncesi Eğitimi
Ülkemizde eğitimin amacına ulaşabilmesi için; en küçük okulundan Milli Eğitim Bakanlığına kadar bütün eğitim kurumlarının; çağdaş eğitim, yönetim ve denetim biliminin ilke ve yöntemlerine göre yönetilmesi ve denetlenmesi gerekir.
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında eğitim yönetimi ve denetimi, eğitim alanının birer bilim dalı haline gelmiş, eğitim yöneticiliği ve denetçilik, profesyonel bir meslek olarak kabul edilmiştir. Eğitim yöneticisi ve denetici olabilmek için, bu alanlarda lisansüstü derecede eğitim görmüş olmak zorunluluğu vardır.
Bütün bu durumlar karşısında, ülkemizde hizmet öncesi eğitimine gerek görmeden, iktidara gelen her siyasi partinin siyasi amaç ve tercihlerine göre yorumlanabilen bazı ölçütlerle seçilen öğretmenlerin; çağın çok gerisinde kalmış olan “Usta-Çırak”, “Sınama-Yanılma” modelleriyle eğitim yöneticisi ve eğitim deneticisi yetiştirilmesi ve uygulanan yönetim ve denetim milli eğitimimizde kalite, verimlilik, etkinlik ve 700 bin öğretmenin hizmet içi eğitimini olumsuz yönde etkileyen çok önemli iki temel sorun durumundadır.
Milli eğitimimizin bu iki temel sorunun biran önce çözümlenmesi gerekir. Bunun için;
1. Eğitim yöneticiliği ve deneticiliği ülkemizde profesyonel bir meslek kabul edilmeli.
2. Eğitim yöneticiliği ve eğitim müfettişliği görevlerine atanabilmek için, bu alanlarda lisansüstü derecesinde bir hizmet öncesi eğitimi ve uygulaması zorunlu olmalı.
3. Eğitim yöneticiliği ve eğitim deneticiliği yeterlikleri, alanın akademisyen ve uygulayıcılarından oluşacak bir komisyon tarafından çağdaş yönetim, denetim ilke ve yöntemlerine uygun biçimde belirlenmeli.
4. Eğitim yönetimi ve eğitim denetimi ve Milli Eğitim Akademisi konularında 14., 15. ve 17. Milli Eğitim Şuralarında alınan kararlar uygulamaya konmalı ve Milli Eğitim Akademisi bir an önce faaliyete geçirilmeli.
5. Milli Eğitim Akademisi’nin aday seçiminde ve eğitiminde; 1927-1970’li yıllardaki Gazi Eğitim Enstitüsü PEDAGOJİ BÖLÜMÜ modeli örnek alınıp geliştirilerek uygulanmalı.
6. Milli Eğitim Akademisinde yetiştirilecek eğitim yöneticisi, denetici ve uzman adayları; en az beş yıl öğretmenlik deneyimi bulunan yetenekli ve başarılı sınıf ve branş öğretmenleri arasından, her türlü siyasi etkiden uzak olarak Akademide yapılacak sınav ve mülakatla seçilmeli.
7. Adaylar, Akademide maaşlarını da alarak lisansüstü düzeyde iki yıl; bir esas, bir veya iki yan alanda uzmanlık eğitimi görmeli. Birinci yıldan sonra uzmanlık alanlarında tez hazırlamalı, ikinci yılda uygulamalı staj yapmalı.
8. Milli Eğitim Akademisi’nde eğitim gören eğitimciler, önce yönetici ve eğitim deneticisi yardımcılıklarında görevlendirilmeli. Buralarda deneyim kazanan ve başarılı olan yöneticilerin; hiyerarşi bozulmadan yeterlik, başarı ve deneyim esasına göre kademe kademe üst yöneticiliklere yükselmeleri sağlanmalı.
9. Halen görev başında bulunan eğitim yöneticisi ve deneticiler açılacak kurs ve seminerlerde hizmet içi eğitimiyle yetiştirilmeli.
10. Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Akademisi’yle iş birliği yaparak eğitim, eğitim yönetimi ve denetimiyle ilgili mesleki yayınlar yapmalı. Bu yayınların öğretmenler, yöneticiler ve deneticiler tarafından devamlı okunması sağlanmalıdır.
Okul Yöneticilerinin ve Müfettişlerin Hizmet İçi Eğitimi
Okul yöneticilerinin, özellikle yeni öğretim programlarının başarıyla uygulanmasında, öğretmenlerin bilgi ve deneyimlerini birbiriyle paylaşabilmesinde, okulda eğitim kalitesinin artırılmasında önemli görev ve sorumluluğu vardır. Bu nedenle eğitim bilimi, eğitim teknolojisi, eğitim yönetimi, yeni öğretim programları ve uygulanmasın alanlarındaki gelişmelerle ilgili olarak okul yöneticileri il hizmet içi eğitim merkezlerinde, gerekirse hizmet içi eğitim enstitülerinde sık sık hizmet içi eğitimine tabi tutulmalı.
Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin hizmet içinde yetiştirilmesinde, yeni öğretim programlarının başarıyla uygulanmasında ve eğitimde kalitenin artırılmasında müfettişlerin önemli görev ve sorumluluğu vardır. Bu nedenle; müfettişleri eğitim bilimi, eğitim teknolojisi, teftiş teknikleri, değerlendirme ve öğretmene rehberlik alanlarındaki gelişme ve yeniliklerle ilgili olarak, hizmet içi eğitim enstitülerinde sık sık (en az bir ay süreli) hizmet içi eğitimine tabi tutulmalı.
Hizmet içi eğitimiyle ilgili bu görüşlerimiz, XVI. Millî Eğitim Şûrası’nda genel kurula özet olarak sunulduğunda ve verilen önergemiz okunduğunda, divan başkanı Millî Eğitim Bakanı Sayın Bostancıoğlu, “Bu önergenin, hem tutanaklara geçirme bakımından hem de meslek içi eğitime verdiği önem bakımından uygulamada dikkate alınmasının ve önergeyi ilgililerin de ayrıca dikkate alması şeklinde oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.” demişti. (XVI. Millî Eğitim Şûrası Kararları, s. 313).(4)
KAYNAKLAR
1. Milli Eğitim Bakanlığı, XIV. Milli Eğitim Şûrası (Öneriler, Konuşmalar, Kararlar), İstanbul, 1993. 2. Milli Eğitim Bakanlığı, XV. Milli Eğitim Şûrası (Öneriler, Konuşmalar, Kararlar), İstanbul, 1996. 3. Milli Eğitim Bakanlığı, XVII. Milli Eğitim Şûrası (Öneriler, Konuşmalar, Kararlar), İstanbul, 2006. 4. Milli Eğitim Bakanlığı, XVI. Milli Eğitim Şûrası (Öneriler, Konuşmalar, Kararlar), s.283, 284, 313, 357, İstanbul, 1999. 5. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği, Ankara, 2009. 6. Millî Eğitim Bakanlığı 2009 İç Denetim Faaliyet Raporu, Ankara, 2010. Hüseyin Hüsnü Tekışık www.sebinmedya.com Yazarı
|